Son dakika haberi bulunmamaktadır.   Bunları biliyor musunuz ?    İLETİŞİM    O'na...  
<object classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11CF-96B8-444553540000" id="obj1" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0" border="0" width="genişlik" height="yükseklik">
Anasayfa | Haber Ara | Foto Galeri | Videolar | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

Sözlük

DECAPITER....

Kategori  Kategori : Gazi M.Kemal Atatürk
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 2015
Tarih  Tarih : 22 Ağustos 2010, 12:32

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Fransa'da çok meşhur bir sözlük vardır; Larousse.
 
Bu sözlükte bir kelime var; ''décapiter''...
 
Bu kelime, 1931 yılındaki sözlükte; ''boynunu vurmak'' diye ifade ediliyor.
 
Kelimenin bir başka anlamı daha var; ''Kazığa oturtmak'', yani sivri bir kazık hazırlamak ve kazığın bir ucu insanların ağzından çıkacak şekilde üzerine oturtmak.
Vahşi bir uygulama.
 
Burada, kazığa oturtmak deyiminin manasını açıklığa kavuşturmak için örnek veriliyor:
''Türkler, bugün bile esirlerini kazığa oturturlar.''
 
Atatürk bunu öğrenince, Fransız Büyükelçisi'ni yemeğe davet ediyor.
 
Elçi, diğer elçilere böbürleniyor, hava atıyor; Atatürk tarafından davet edildiği için.
Köşke geliyor, yemekler yeniyor.
 
Atatürk tabii bir şekilde, Elçiye bu kelimenin anlamını soruyor.
O da bildiği anlamı söylüyor.
 
Atatürk; ''Kelimenin başka bir anlamı var mı?'' diye sorunca, Büyükelçi; ''Bunu söylemek için sözlüğe bakmam gerekir'' diyor.
 
Atatürk; daha önce hazırlamış olduğu ve çalışanlarına öğütlediği şekilde Larouse'u getirtip, Büyükelçinin önüne koyduruyor.
 
Elçi, daha işin nereye kadar gideceğinin farkında olmadan hevesle okumaya başlıyor.
Ancak kelimenin karşısında ''kazığa oturtmak'' konusunda verilen örnek cümleye gelince, ancak yarıya kadar okuyabiliyor ve yarısından sonra yutkunarak Atatürk'ün yüzüne bakıyor.
 
Atatürk diyor ki:
''Demek ki biz Türkler; bugün de esirlerlerimizi kazığa oturtuyoruz öyle mi, öyle mi sayın Sefir? Sözlüğünüze böyle yazmışsınız, bu doğru mu?''
 
Sefir, hemen sözlüğü biraz karıştırıyor ve bir kaçamak noktası bularak diyor ki; ''Efendim bu sözlük; Katolik Kilisesi'nin matbaasında basılmış, bildiğiniz gibi biz laik ülkeyiz, kilisenin yaptıklarının bizim hükümetimizle bir ilgisi yok. Bizi ilgilendirmez ve biz kiliseye karışamayız.''
 
Atatürk:
''Öyle mi efendim, siz laik bir ülke olduğunuz için demek ki kiliselere karışamıyorsunuz.
Öyleyse ben de yarından itibaren İstanbul'daki kiliselerin kapılarına koca birer kilit astırıyorum'' diyor.
 
Bunu duyan Sefir, birden ayağa kalkıyor ve; ''Ekselans, protesto ederiz'' diyor.
 
Bunun üzerine Atatürk;
''Hani sizi ilgilendirmiyordu, karışmıyordunuz?'' diyor ve ilgililere dönerek; ''Sefire yolu gösterin'' diyerek, bir anlamda onu kovuyor.
 
Sonra ne mi oluyor?
 
Tabii Fransız hükümeti; laiklik söylemlerini bir tarafa bırakıyor, hemen o sözlük toplatılıyor ve yeni baskısında o cümle çıkarılıyor.
 
Bu muhteşem tavır;
 
- Askerimizin başına çuval geçirildiğinde sessiz kalan,
 
- Karakollarımıza komşu bir ülkeden saldırılar düzenlenip şehitler verdiğimizde, harekete geçmeden önce icazet almak için okyanus ötesine giden,
 
- Fuarlarda, ülkemizin bir bölümünü kurdukları kukla devletin parçası olarak gösteren haritalar asanlarla, hala resmi temaslarda bulunan değerli yöneticilerimize
 
ve
 
- 85 yılda, nerelerden nerelere geldiğimizi hala göremeyen aziz vatandaşlarımıza ithaf olunur...


 KAYNAK : ( ALINTIDIR )
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Gazi M.Kemal Atatürk

En Çok Okunan Haberler

GALERİ

ANKET

Aslında kitap okumak






Tüm Anketler

İzinsiz alıntı yapılması yasaktır
RSS Kaynağı | Yazar Girişi

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi